Pazartesi, Kasım 18, 2013

18 kasım pazartesi / Fransız Kültür Merkezi

Artık projenin 3.aşamasına geçiyoruz. Şimdiye kadar ortaya çıkanların toplandığı bir metin yazmış Fehmi. Oyunu iki parça olarak düşünebiliriz kabaca. Birinci kısım seyircinin sahnedeki dünyaya ısındırılması: sahnede birileri belirir, sanki buraya fırlatılmışlardır. Birbirlerini tanımaktadırlar da. Dışarıdan mesajlar gelir, bu mesajlara göre ortam değişir; belli ki gelecek biri vardır. Ama bir şey olur ve bu kişi gelmeyecektir. Bekleyiş. Kırılma başlar: “madem ki buradayız, o halde eğlenelim!”. Oyunun ikinci kısmında artık ambiyans değişir. İlk kısımda en azından takip edilebilir, gerçekle fiktif dünya arasında devinen şey tamamen kendi içine kapanır. Ritim hızlanır…

Kabaca şimdilik kurulan plan bu. Bugün yazılan metni hızlı bir şekilde akıtmaya ve geçişlerin nasıl olabileceğini kestirmeye çalıştık. Fehmi gözüne takılan ciddi bir yerin olmadığını, metnin işlediğini söyledi. Yarın metni tekrar bir gözden geçirip biraz daha ciddi bir akış alacağız. Fehmi seyirci de getirecek sanırım. Üçüncü kısma geçmeden önce son bir metindeki eksikleri görelim istiyoruz. Sonrası artık ritim, detay, matematik…

Öte yandan Fehmi, içinde olanlar olarak bizim nasıl hissettiğimizi sordu. Sahnede olan şeyin dışarıda tam olarak ne ifade ettiğini kestiremiyoruz çok bir örneğini göremediğimiz için. Aslında bana sahnede yaptığım şeyler normalden farklı gelmiyor. Yani “olan şeye” tutunmamı sağlayan motivasyonlar aynı: eğlenmek, dinlemek, içimde döneni takip etmek vs… Öte yandan doğaçlarda parlayan anları tekrardan detaylı bir şekilde çalışmak gerektiğinde her bir parçaya bir neden yüklemek gerekliliği doğuyor- ya da biz şimdiye kadar böyle alıştığımız için sorun yaratıyor. Sanırım oyunun bir aktör-clown araştırması olması burada anlam kazanıyor. Oyuncunun clownunun kendi başına organik bir amaç olarak durabilmesi. Kendisinden başka üst bir amaca ihtiyaç duymadan sahnede var olabilmesi. Biraz muzırca… Bir yerde yaptığın şeye sonuna kadar güvenmek ve inanmak. Şu an oyuncu özgüvenimiz o kadar yüksek değil. Ama bu özgüvenin oyunla birlikte yükseleceği kesin. O ana kadar teknik anlamda her şeyi mükemmel yapmak şart! Sonrası zaten bizim de “sırrını” çözemeyeceğimiz bir alan… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder