Pazartesi, Kasım 04, 2013

12 ekim'13 / tatavla

Bugün projenin ilk gerçek çalışmasını yaptık Fehmi’nin dediğine göre. Bugüne kadar olanlar atölye, tanışma mahiyetindeymiş. Fehmi projenin kabaca takviminden ve temposundan bahsetti. Ocağın sonlarına doğru Fransız Kültür’de prömiyer yapacakmışız. Ama bunun için bir buçuk ay içinde oraya kesin bir bilgi verilmesi gerekmiş programa girmesi için. Bunun dışında mekan+ ile konuşmuş. Onlar da oyunu orada da oynamamız şartıyla prova mekanı olarak sahnelerini kullanabileceğimizi söylemişler. Prova için üç mekanımız var: tatavla, mekan+, Fransız kültür. Başlarda daha çok ilk ikisinde olacak özellikle aralıktan sonra da Fransız kültür.
Oyunu çıkarmak için yaklaşık 4 ay var. Fehmi süreci ikiye ayıracağımızı söyledi. İlk zamanlar haftada 1-2 gün buluşup malzeme biriktirme, beraber oyun bulma ve temel prensipler üzerine gideceğiz. Son bir buçuk ayda da “bunun üzerinden devam edelim” dediklerimize abanıp oyunu çıkaracağız. Sahnede bu süreç boyunca arayacağımız şey de “şimdi, burada olmak, sıfır noktasını-boşluğu aramak, bir şeylerin sahnede oluşması ve sonra kaybolması” olacak. Fehmi her ne kadar bir adı konamasa ve basitmiş gibi dursa da yapacağımız şeyin çok güçlü bir felsefesi olduğunun(varoluşçu) sürekli altını çiziyor. Sanırım, çok alışık olmadığımız bir tarz olduğu için meselenin özüne vakıf olamayacağımızdan endişe ediyor. Tabii, uzun süreli bir grup kurma- iş yapma tasavvuru da olduğu için beraber iş yapmak istediği insanların bu temel felsefe içinde kendilerini ifade etmelerini beklemesi normal.
Bugün, süreç boyunca düzenli olarak yapacağımız temel iki alıştırma gösterdi.
1.       tüm grup sahnenin gerisinde sandalyelerde oturmaktadır. Sahnenin önünde bir tane sandalye vardır, gruba dönük şekilde koyulmuş. Yönetmen bir kişi belirler. Belirlediği kişi sandalyesinden kalkar, yürür ve sahnenin önündeki sandalyeye oturur. Yönetmen, kişiden adını-soyadını, yaşını söylemesini ister. Ya da 10’a kadar saydırır, 5 tane yemek adı, marka vb. saydırır.
Ama tüm bu gündelik basit eylemi şu kurallar altında yapılır.
/1. Oyuncu etraftaki her şeye açık, şimdi ve buradadır. Duyduğu herhangi bir sese, harekete tepki verir(not düşer, farkına varır).
/2.oyuncunun tek görevi öndeki sandalyeye gidip oturmaktır. Ama hareket edebilmesi için arkadaşlarından biriyle sürekli bir göz kontağı kurmak zorundadır. Kontak ancak dışarıdan gelen sese verilen kısa tepkilerde kesilebilir.
/3.üç saniye kuralı. Oyuncu verilen bir komutu yapmadan önce 3 sn beklemek zorundadır.

Yani; temelde oyuncu çok basit gündelik bir eylemi yaparken eylemi hep kesintiye uğrar. O da usanmadan, eyleme devam etmek ister. Görür, algılar, tepki verir. 3 sn kuralı aslında normalde yaptığımız algılama sürecini genişletmek anlamına geliyor. İleride bunu da sileceğiz. Temel mesele; oyuncudaki boşluk anlarını yaratmak ve oyuncunun o anlarda kendiliğinden gösterdiği tepkiler üzerinden oyuncunun ‘clown’unu ortaya çıkarmak.

2.       Çember oyunu(Mario Gonzalez tarafından uydurulmuş)
Bu alıştırma biraz daha karmaşık. Fehmilerin bir hocası uydurmuş ve uzun yıllardır oyunculuk okullarında ilk iki yıl her derse başlarken yapılan bir ritüelmiş. Fehmi bu alıştırmanın bir süre sonra maskelerle yapıldığını ve ortaya inanılmaz şeylerin çıktığını söylüyor. Biz de her çalışmaya bu alıştırmayla başlayacakmışız.

Oyun 4 ya da 8 kişiyle oynanıyor. Yere bir işaret konur ve bu işaretin dört ana yönüne- merkeze eşit mesafede duran- 4 çizgi çekilir(eğer oyun 8 kişiyle oynanacaksa 4 de ara yön eklenir). Oyuncular sahnenin gerisinde hilal şeklinde dizilmiş sandalyelerde oturmaktadır. Bu sefer kontakta olmaları gereken şey ortadaki işarettir. Yerlerini alana kadar bu işarete bakmak zorundalar. Yine tabii dışarıya açık oldukları için kontak kesintiye uğramak zorunda kalacak: ‘bir görevim var ama ahh bir engel çıktı!’. Oyuncular çizgilerle belirtilen yerlerine geçerken de doğru organize olmalılar. Kim hangi çizgiye daha yakın? Nasıl hareket edersek bir kargaşa yaratmadan yerleşebiliriz? Çizgilerin dibine gelince milimetrik adımlarla çizgiye sıfır yerleşmek için oyuncular yüksek sesle attıkları adımları sayarlar ve mükemmel bir biçimde yerleşmeye çalışırlar. Bu sırada tabii merkezden kopmuşlar ve ayaklarına bakmaktadırlar. İşini tamamlayan başını kaldırır ve devam eden var mı diye hala iş yapan(lar)a bakar. Sona kalan oyuncu başını kaldırdığında kendisinin sonuncu olduğunu anlar. Bu aynı zamanda oyundaki rolünün de belli olduğu anlamına gelir. O, ilk ‘kahraman(protogonist)’tir. Tam karşısında duran da ‘koro başı’dır. Bunlar oyunumuzdaki iki roldür. Kahraman, başını kaldırıp kendi rolünü anladığında 3 sn kuralına uyarak bir adım alır. Koro şefi de kahramanın attığı adımın aynısı atmaya çalışır. Kahraman bu sefer koro şefinin attığı adımın aynısı atmalıdır. Adım alır. Bu durumda koro şefi adımın aynı olmadığını düşünüyorsa-ki aynı olması neredeyse çok zordur- 3 sn kuralına göre bekler. 4. Ve 5.sn de kahraman adımının kabul görmediğini anlayıp bakışını en yakınındaki oyuncuya döndürür(eğer aynı mesafede duran iki oyuncu varsa sağdakini tercih eder). Baktığı kişi ‘yeni kahramandır’. Rolünü kabul etmesi için ‘eski kahramanın’ ayaklarına bakar. ‘eski kahraman’ bunun üzerine belinden aşağı kendini rahat bırakarak arkaya doğru bakar ve kendine çeki düzen verir. Ayağa kalktığında o da artık ‘yeni koro şefidir’. Bu durumda ‘eski koro şefinin’ ‘yeni kahramanla’ kontağı kesmeden ‘yeni koro şefinin’ yanına geçmesi gerekir. Bunu yaparken ‘koro şefiyle’ ‘kahraman’ arasındaki kontağın kesilmemesine dikkat etmeli, aralarından geçmemelidir. ‘eski koro şefinin’ boşalttığı yer kahramanın gelmesi gereken yerdir. Kahraman da yerini alınca, yine 3 sn kuralına uyarak adım alır(tabii kahramanın ‘eski koro şefinin’ bıraktığı yerde durması gerekir. Eğer değilse yönetmen dışarıdan alkışla komut vererek onu aynı yere götürmelidir). Koro da adım alır şefin önderliğinde. Kahraman alır, koro beğenmez. 4. Saniye kahraman 4.oyuncuya bakar. ‘Yeni kahraman’ artık odur. Aynı ritüelle kahramanlığı kabul eder. Şimdi koro yeni şeflerinin yanına gitmelidir. Yine burada da akıllıca davranıp, en düzgün şekilde yerleşmelidirler. Aynı oyun oynanır. Bu sefer koronun beğenmemesi durumunda 4.sn den sonra kahraman yere bakarak kendini öldürür ve oyun biter.

Oyunu bugün çok iyi oynayamadık. Gerçekten başlangıçta komutlar bedene yerleşene kadar çok zihin yoran bir alıştırma. Son oyunumuzda Fehmi olması gereken ritmi biraz yakaladığımızı söyledi. Bu oyun, oyuncudaki dürtülerin ortaya çıkarılması için müthiş bir alıştırmaymış. Fehmi, bunu uzun süre yaptıktan sonra mesela maskeye geçildiğinde çok rahat bir şekilde maskenin taşınabildiğini ve ortaya çok yaratıcı durumların çıktığını söyledi. Çünkü, oyuncu kurallarını bedenine aldıktan sonra fark etmeden dürtülerini açmakta ve insani olanın bedeninde oluşmasına izin vermektedir. Artık oyuncu dışarıdaki etkenlere direkt olarak bir tepki vermese de onları duymakta ve bunu bedeninde taşıyabilmektedir. Kısacası, yaptığı her eylem parlamaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder