Bugün projenin ilk gerçek
çalışmasını yaptık Fehmi’nin dediğine göre. Bugüne kadar olanlar atölye,
tanışma mahiyetindeymiş. Fehmi projenin kabaca takviminden ve temposundan
bahsetti. Ocağın sonlarına doğru Fransız Kültür’de prömiyer yapacakmışız. Ama
bunun için bir buçuk ay içinde oraya kesin bir bilgi verilmesi gerekmiş
programa girmesi için. Bunun dışında mekan+ ile konuşmuş. Onlar da oyunu orada da
oynamamız şartıyla prova mekanı olarak sahnelerini kullanabileceğimizi
söylemişler. Prova için üç mekanımız var: tatavla, mekan+, Fransız kültür.
Başlarda daha çok ilk ikisinde olacak özellikle aralıktan sonra da Fransız
kültür.
Oyunu çıkarmak için yaklaşık 4 ay
var. Fehmi süreci ikiye ayıracağımızı söyledi. İlk zamanlar haftada 1-2 gün
buluşup malzeme biriktirme, beraber oyun bulma ve temel prensipler üzerine
gideceğiz. Son bir buçuk ayda da “bunun üzerinden devam edelim” dediklerimize
abanıp oyunu çıkaracağız. Sahnede bu süreç boyunca arayacağımız şey de “şimdi,
burada olmak, sıfır noktasını-boşluğu aramak, bir şeylerin sahnede oluşması ve
sonra kaybolması” olacak. Fehmi her ne kadar bir adı konamasa ve basitmiş gibi
dursa da yapacağımız şeyin çok güçlü bir felsefesi olduğunun(varoluşçu) sürekli
altını çiziyor. Sanırım, çok alışık olmadığımız bir tarz olduğu için meselenin
özüne vakıf olamayacağımızdan endişe ediyor. Tabii, uzun süreli bir grup kurma-
iş yapma tasavvuru da olduğu için beraber iş yapmak istediği insanların bu
temel felsefe içinde kendilerini ifade etmelerini beklemesi normal.
Bugün, süreç boyunca düzenli
olarak yapacağımız temel iki alıştırma gösterdi.
1.
tüm grup sahnenin gerisinde sandalyelerde
oturmaktadır. Sahnenin önünde bir tane sandalye vardır, gruba dönük şekilde
koyulmuş. Yönetmen bir kişi belirler. Belirlediği kişi sandalyesinden kalkar,
yürür ve sahnenin önündeki sandalyeye oturur. Yönetmen, kişiden adını-soyadını,
yaşını söylemesini ister. Ya da 10’a kadar saydırır, 5 tane yemek adı, marka
vb. saydırır.
Ama tüm bu gündelik basit eylemi şu kurallar altında yapılır.
/1. Oyuncu etraftaki her şeye açık, şimdi ve buradadır. Duyduğu herhangi
bir sese, harekete tepki verir(not düşer, farkına varır).
/2.oyuncunun tek görevi öndeki sandalyeye gidip oturmaktır. Ama hareket
edebilmesi için arkadaşlarından biriyle sürekli bir göz kontağı kurmak
zorundadır. Kontak ancak dışarıdan gelen sese verilen kısa tepkilerde
kesilebilir.
/3.üç saniye kuralı. Oyuncu verilen bir komutu yapmadan önce 3 sn beklemek
zorundadır.
Yani; temelde oyuncu çok basit gündelik bir eylemi yaparken eylemi hep
kesintiye uğrar. O da usanmadan, eyleme devam etmek ister. Görür, algılar,
tepki verir. 3 sn kuralı aslında normalde yaptığımız algılama sürecini
genişletmek anlamına geliyor. İleride bunu da sileceğiz. Temel mesele;
oyuncudaki boşluk anlarını yaratmak ve oyuncunun o anlarda kendiliğinden
gösterdiği tepkiler üzerinden oyuncunun ‘clown’unu ortaya çıkarmak.
2.
Çember oyunu(Mario Gonzalez tarafından
uydurulmuş)
Bu alıştırma biraz daha karmaşık. Fehmilerin bir hocası uydurmuş ve uzun
yıllardır oyunculuk okullarında ilk iki yıl her derse başlarken yapılan bir
ritüelmiş. Fehmi bu alıştırmanın bir süre sonra maskelerle yapıldığını ve
ortaya inanılmaz şeylerin çıktığını söylüyor. Biz de her çalışmaya bu
alıştırmayla başlayacakmışız.
Oyun 4 ya da 8 kişiyle oynanıyor. Yere bir işaret konur ve bu işaretin
dört ana yönüne- merkeze eşit mesafede duran- 4 çizgi çekilir(eğer oyun 8
kişiyle oynanacaksa 4 de ara yön eklenir). Oyuncular sahnenin gerisinde hilal
şeklinde dizilmiş sandalyelerde oturmaktadır. Bu sefer kontakta olmaları
gereken şey ortadaki işarettir. Yerlerini alana kadar bu işarete bakmak
zorundalar. Yine tabii dışarıya açık oldukları için kontak kesintiye uğramak
zorunda kalacak: ‘bir görevim var ama ahh bir engel çıktı!’. Oyuncular
çizgilerle belirtilen yerlerine geçerken de doğru organize olmalılar. Kim hangi
çizgiye daha yakın? Nasıl hareket edersek bir kargaşa yaratmadan
yerleşebiliriz? Çizgilerin dibine gelince milimetrik adımlarla çizgiye sıfır
yerleşmek için oyuncular yüksek sesle attıkları adımları sayarlar ve mükemmel
bir biçimde yerleşmeye çalışırlar. Bu sırada tabii merkezden kopmuşlar ve
ayaklarına bakmaktadırlar. İşini tamamlayan başını kaldırır ve devam eden var
mı diye hala iş yapan(lar)a bakar. Sona kalan oyuncu başını kaldırdığında
kendisinin sonuncu olduğunu anlar. Bu aynı zamanda oyundaki rolünün de belli
olduğu anlamına gelir. O, ilk ‘kahraman(protogonist)’tir. Tam karşısında duran
da ‘koro başı’dır. Bunlar oyunumuzdaki iki roldür. Kahraman, başını kaldırıp
kendi rolünü anladığında 3 sn kuralına uyarak bir adım alır. Koro şefi de
kahramanın attığı adımın aynısı atmaya çalışır. Kahraman bu sefer koro şefinin
attığı adımın aynısı atmalıdır. Adım alır. Bu durumda koro şefi adımın aynı
olmadığını düşünüyorsa-ki aynı olması neredeyse çok zordur- 3 sn kuralına göre
bekler. 4. Ve 5.sn de kahraman adımının kabul görmediğini anlayıp bakışını en
yakınındaki oyuncuya döndürür(eğer aynı mesafede duran iki oyuncu varsa sağdakini
tercih eder). Baktığı kişi ‘yeni kahramandır’. Rolünü kabul etmesi için ‘eski
kahramanın’ ayaklarına bakar. ‘eski kahraman’ bunun üzerine belinden aşağı
kendini rahat bırakarak arkaya doğru bakar ve kendine çeki düzen verir. Ayağa
kalktığında o da artık ‘yeni koro şefidir’. Bu durumda ‘eski koro şefinin’
‘yeni kahramanla’ kontağı kesmeden ‘yeni koro şefinin’ yanına geçmesi gerekir.
Bunu yaparken ‘koro şefiyle’ ‘kahraman’ arasındaki kontağın kesilmemesine
dikkat etmeli, aralarından geçmemelidir. ‘eski koro şefinin’ boşalttığı yer
kahramanın gelmesi gereken yerdir. Kahraman da yerini alınca, yine 3 sn
kuralına uyarak adım alır(tabii kahramanın ‘eski koro şefinin’ bıraktığı yerde
durması gerekir. Eğer değilse yönetmen dışarıdan alkışla komut vererek onu aynı
yere götürmelidir). Koro da adım alır şefin önderliğinde. Kahraman alır, koro
beğenmez. 4. Saniye kahraman 4.oyuncuya bakar. ‘Yeni kahraman’ artık odur. Aynı
ritüelle kahramanlığı kabul eder. Şimdi koro yeni şeflerinin yanına gitmelidir.
Yine burada da akıllıca davranıp, en düzgün şekilde yerleşmelidirler. Aynı oyun
oynanır. Bu sefer koronun beğenmemesi durumunda 4.sn den sonra kahraman yere
bakarak kendini öldürür ve oyun biter.
Oyunu
bugün çok iyi oynayamadık. Gerçekten başlangıçta komutlar bedene yerleşene
kadar çok zihin yoran bir alıştırma. Son oyunumuzda Fehmi olması gereken ritmi
biraz yakaladığımızı söyledi. Bu oyun, oyuncudaki dürtülerin ortaya çıkarılması
için müthiş bir alıştırmaymış. Fehmi, bunu uzun süre yaptıktan sonra mesela
maskeye geçildiğinde çok rahat bir şekilde maskenin taşınabildiğini ve ortaya
çok yaratıcı durumların çıktığını söyledi. Çünkü, oyuncu kurallarını bedenine
aldıktan sonra fark etmeden dürtülerini açmakta ve insani olanın bedeninde
oluşmasına izin vermektedir. Artık oyuncu dışarıdaki etkenlere direkt olarak
bir tepki vermese de onları duymakta ve bunu bedeninde taşıyabilmektedir.
Kısacası, yaptığı her eylem parlamaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder