Cumartesi, Şubat 22, 2014

21 Şubat Cuma

Dün gece Fehmi’den şöyle bir mail gelmiş:

Selamlar Herkese,
Iki gundur dusunuyor, basladigimiz gunden son oyuna kadar gecirdigimiz sureci inceliyorum. Bugun size bahsettigim dramaturg arkadasimlada uzun uzun konusma firsatim oldu.
Pazartesi gunu konusurken iki dusunce arasinda gidip geldigimi soylemistim size;
 * Birinci bakis:  Oyuncu mevcudiyetini parlatmak ve hikayenin onemsiz olmasi
* Ikinci bakis (Bir çok izleyeninde dusundugu) : Hikayeninde onem arz etmesi, dramaturgik eksikler

Simdi en basindan ele alicak olursak,
Bizim oyunu kurarken ilk cikis noktamiz olan "Mademki burdayiz, bari bir seyler yapalim" temasi aslinda hep uzerinde durdugumuz gibi Clown oyunculuk modelinin temel prensibiydi. Uzun sure bu clownesk enerjinin bedenlerde yer bulmasi, oyuncu mevcudiyeti, enerjiler, grup ici dinamikler, farkindalik, gercekten dinleme, samimiyet, anda olmak... v.s gibi hem oyunculuk icin hemde clown icin çok temel olan prensipler ve kavramlar uzerinde calistik. Bunlari çalisirken yaptigimiz dogaçlamalar sirasinda ortaya cikan sezgisel anlamda guclu anlari bir araya getirerek bir oyun insaa ettik.
 Buraya kadar her sey planladigimiz gibiydi. Fakat unatmamak gereken bir olgu vardi: Biz bu oyuna baslarken "HIC BIRSEY" veya "ANLAMSIZLIK" uzerine yogunlasmistik. Yani onemli olanin sizin sahnedeki olma durumunuzun gucu oldugu, geriye kalanlarin birer bahane oldugu gercegi. Iste bu sebeple ikinci bakis, yani dramaturjik eksiklik bilinen genel dramaturjik ogelerle cozulemez! Bu oyunda eger duzeltilmesi gereken bir sey varsa o da anlarin parlatilmasi ve oynanan hikaye veya partisyondan ote oyuncunun yani clown enerjilerin her an en yuksek duzeyde tutulmasidir. Eger buna dramaturjik bir isim verilecekse: An dramaturjisi uzerine eksiklik var diyebiliriz.  
 Benim belkide son donemdeki en buyuk hatam size teknik olarak partisyonlara sadik kalmayi cok fazla dayatmam olmus olabilir. Bu sizlerin oyunun partisyonunu oynarken, anda kalmayi ve her durumu gercekten oynamanizi engelleyen nedenlerden biri olmali. Ikinciside cok hizli oynamak, duruma odaklanmadan yeni bir duruma gecmenizin getirdigi aceleci tavir, anlarin es gecilmesine, seyircinin sizin dunyaniza girmesine zaman tanimama ve bir duygu uzetmesine izin vermemesi. 
Oyunu izlerken ortaya cikan olumlu ve olumsuz ogeler sunlar:

*Olumlular*
1- En ama en onemlisi, boyle tuhaf bir dunyayi savunan, psikolojik veya alisila geldik hic bir verinin olmadigi bu dunyayi inanarak savunmak. Izleyiciyi her an uyanik tutmak, izlenir olmayi basarmak. Tuhaf insan gercekligini, varolusun kaosunu anlatan ilginc bir oyun izletmek
2- Burlesk stil ve bedensel kompozisyon konusunda teknik donanima sahip gayet basarili bir calisma izletmek
3- Partisyonlara sadik kalip, icerisinde anlam uretmenin yollarini arayan etik bir algi sahibi oyuncular olmaniz
4- Yeni bir metinle çalismaya hazir, istekli, ozverili ve ortak bir dile sahip çok iyi bir grup olmak 

*Olumsuzlar* 
1- Giristen "O zaman tanisalim" a kadar geri kalan her an çok hizli geciyor. Bazi anlar ortadan kalkmis, oynanmiyor, cok ritimli bir oyunla ardi ardina siralaniyor. Izleyici izlemek durumunda cunku cok iyi oynaniyor, ritim teknik anlamda hic dusmuyor ama sahnede olanlarin bir cogu seyircide duygusal bir karsilik bulmuyor. 
 2- Anlar gecistiriliyor. Trajik insan gercegi olan ve oyunun cikis temasi olan, "atilmislik" ve "burada olma" durumu bazi anlarda tam olarak seyirciye gecmiyor.
3- Bazi sahneler sadece reji boyle, yada partisyon bu diye sadece yapiliyor ama bu olanlarin oyuncuya nasil etki yaptigi, nasil bir duygusal karsilik buldugunu seyirci goremiyor. Bundaki en buyuk eksiklik belkide hizli devam eden ritim. 

*Cozum onerileri*
1- Ilk gun konustugumuz gibi, biz iki gun calisip yeni bir partisyon, yeni bir hikayeyle seyirci karsisina cikabiliriz. Yani aslolan sizin sahnede en samimi bicimde, anda olarak varolmaniz.
2- Bunun icin ritim konusunda tekrar dusunmeliyiz, en azindan bazi yerler icin. 
3- Dunyaya atilmis olma durumunu unutmamaliyiz, oyunun trajik alt yapisi bu zaten.
4- Her birinizin clownunu çok daha net gormeliyiz.

Haftaya bulusana kadar, bu yazdiklarim uzerinde biraz dusunmenizi rica ediyorum. Oyunu,  anlarin degerini ve burda olma durumunu en yuksek hale getirerek oymanaktan baska caremiz yok. Hep dedigimiz gibi, oyun bu yonuyle bicak sirti. Tutunacak dramaturjik bir hikayeniz yok, sadece ANLAR var. 
Nedenini bilmedigimiz ardi sira olusan durumlara verilen en samimi ve gercek tepkiler var. Anlarin oynanabilmesi icin bazi oneriler getirecegim, oyun oncesi uzerinde konusup, deneyip sahnede uygulayacagiz.
Cok zor bir sey deniyoruz, ama inanin bu yukarda yazdiklarim ve cevremizde duyduklarimiz cok normal. Bu bir surec, ilk adimi atali cok oldu, adimlara devam. Yilmadan devam edersek, cok marjinal islere imza atacak bir olusumu gorebiliyorum. Bu oyunuda en mukemmel hale getirmeden birakma niyetim yok ! :)


Sevgiler

Perşembe, Şubat 20, 2014

17 şubat pazartesi / Mekan Artı

Defter burada bitsin demişim ama sanırım yazmak bir alışkanlık oldu ve proje nihai hedefine ulaşana kadar ben yine buraya ufak notlar düşmekten kurtulamayacağım. Artık, kalanları buraya yazmayım diye düşünmüştüm ama belki buradan başlayan bir çemberi de tamamlar düşüncesiyle devam ediyorum.
Yarınki oyun için yaklaşık bir ay sonra ilk buluşma. Birbirimizi özlemişiz. Mekan Artı’yı o kadar değil ama. Fehmi’nin oyunla ilgili yeni düşünce, endişe ve önerileri var. Biz biraz uzak kalmışız oyundan; üzerine pek düşünmek durumunda hissetmemiş olmalıyız. Biraz hoş beşten sonra sandalyeleri yuvarlak dizip oturuyoruz ve oyun üzerine hasbihal.
 Oyun hala ulaşabileceği kalite ve “ikna edicileğe” varamadı. Bunun nedeni ne olabilir? Oyuncu enerjisini merkeze alıp hikayelerin birbirleriyle ilişkisini çok sezgisel ve kırılgan bir yerden kurduk. Şimdi hangisinden devam etmeli? Oyuncu enerjisi riskini daha fazla almayıp hikaye üzerinden mi seyirciyi ikna etmeli yoksa oyuncu enerjisi için hala gidecek yolumuz var mı? Fehmi, aklında bazı öneriler olduğunu söylüyor ama önce bizi dinlemek istiyor. Genel olarak, en başta yola çıktığımız hedeften taviz vermemekte ortaklaşıyoruz. Daha, oyuncu olarak provalardaki enerjimize ulaşamadık. Bir de bunu gördükten sonra bakalım oyun “neler söyleyecek”.
Fehmi, “bir dramaturga ihtiyacımız vardı belki de” diyor. Kendi yaptığı işi “sezgi dramaturgisi” olarak isimlendirdi. Başka türlü de bir dramaturgi yapılabilir miydi bilmiyorum. Bana projenin başından beri ilginç gelen ve “nasıl olacak?” diye sürekli sorduran aslında bu oyuncu-dramaturg yaklaşımıydı. Belki de Fehmi şu noktada haklı: bu diyalog sürecine bir ayak daha eklenmeliydi. Çünkü eş zamanlı olarak hem metin yazıldı, hem dramaturgi yapıldı, hem de oyuncu skorları arandı. İlginç olan şu ki; bunların üçü de kendi içlerinde hiçbir zaman tam olamayacaklar. Ne metin oyunculardan ve dramaturgiden bağımsız olarak bitip bir kenara koyulabilir ne de dramaturgi oyuncu enerjisinden ayrı hesaplanabilir. Fehmi’nin “oyuncu-yönetmen” olarak beliren varlığının yanına belki bir de “seyirci-dramaturg” gerekiyordu. Ancak böyle birinin projenin başından beri mi olması gerekirdi yoksa son zamanda gelip sadece izlemesi yeter miydi bilmiyorum.
Mevcut sorunlar çözülür mü bilinmez ama ekip olarak bu oyunun bizim “provamız” olduğunda hemfikiriz. Bu noktadan sonra bir şeyler üzerinde oynamak belki de sezgisel olarak kurulmuş tüm yapıyı bozabilir. O nedenle, ben eğer bir risk alınacaksa bunun seyirci karşısında alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü oyun için dönüştürücü olacağına inandığın tek parametre seyirci karşısında durabilen oyuncunun esnekliği, nefes alabilirliği…Ama yine de teknik olarak seyircinin sahnede meydana gelen “sezgisel şeye” nasıl müdahil olabileceğinin yollarının aranması da gerekiyor. Volkan, buna seyirciye nasıl bir anlaşma yaptığımızın “işaret edilmesi” diyor; hangi kodlar üzerinden kendisiyle iletişim kurmak istediğimizin açık edilmesi.
NOT: 18 şubat oyunu oynandı. Fehmi, şimdiye kadarkilerin en iyisi olduğunu belirtti. Mekanın küçük olması oyuncuların birbirleriyle ve seyirciyle daha samimi bir bağ kurmasını sağladı. Benim için galiba en yüksek anlardan biri seyirciyle konuştuğum anlardı. Orada, gerçekten başka türlü bir “hal” içinde olduğumu fark ettim. Bir ara dramatik tansiyonu hatırlamak üzerine bazı klasik alıştırma ve doğaçlar yapmıştık. Sanki o çalışmaları oyun öncesinde yapsak güzel olabilir.