Cuma, Kasım 15, 2013

15 Kasım Cuma / mekan artı

tam kadro ve neredeyse tam zamanında başlayan bir çalışma. Temel yürüyüş çalışmasıyla başlandı, tempoyla oynayarak devam edildi. Sonrasında da temel dikkat çalışması yapıldı:1.dur, 2.yürü, 3.sarıl, 4.ismini sor, 5.ismini söyle. Burada 1 ve 2 numaralı durumlar üzerine hikaye yazılacak temeli meydana getirirken, 3-4-5 numaralı durumlar artık bu temelin üzerine bir anlatı oluşturmaya başlıyor. O yüzden 3-4-5 numaralı eylemlerin büyümesi, sadece karşımdaki insana değil de bütün dünyaya yöneliyor olması gerek. Tabii yine psikolojik zamana düşmeden; yürüyordum “a bir şey oldu!” sarıldım ve devam ediyorum. Böyle bir tavır oradaki eylemin daha çok altını çiziyor. Çünkü içinde psikolojik bir tavır(kirlenme de diyebiliriz) sadece seyirci sadece eylemin kendisini görüyor.

Yaptıklarımızı hala birer alıştırma gibi yazıyorum ama bir süredir çalışma başladıktan sonra olan şeyleri daha çok “beraber takılma” olarak isimlendirmek daha doğru olur. Sahnedeki tanışıklık, samimiyet arttıkça bir şeylerin kendiliğinden ilerlediğini, aynı alıştırmayı yapsak da kalitesinin arttığını ve izleyen için de daha güçlü imgeler yarattığını görüyorum.

Sopa ile dans alıştırmasını yapmaya başladık. Fictive bir dünya. Bir süre sonra biri sopasını alıp öne gelir ve hikayesini anlatmaya başlar. Gerçek bir dünya. Burada fictive-gerçek ayrımını olan şeyin “kurmaca” olması üzerinden yapmıyoruz. Sonuçta kendi hikayemi anlatırken de bir kurgu koyuyorum. Ayrım daha çok ilişkide olduğum şey ve onun ben de yarattığı üzerinden oluşuyor. Dans ederken içinde bulunduğum “oyunla” kurduğum ilişki bende bir hal(enerji seviyesi,rengi) yaratıyor ama öne geldiğimde ilişkide olduğum şey artık “kendi hikayem” ve seyirci. Dolayısıyla bağlarımın biçimi ve gerilimi değişiyor. Bir anda. Fehmi öne gelince yaptığımız şeyin “performans” kaldığını belirtti. O ilk anlattığımızdaki samimiyetin azaldığını söyledi:” Zor bir şey istiyorum ama bu zorluk bize bir şeyleri hatırlatacak. Bu önemli asıl!”

Aradan sonra teker teker sahneye çıkarak başlandı. V sahnede kesikli hareketler üzerinden bir arayış denedi. “Çok heyecanlıyım, anlatamıyorum!” kısmında ilginç bir renk ortaya çıktı. Fehmi V’nun clownunun buralardan bir yerde dolaştığını belirtti. Dü ile devam ettik, eşiyle tanışma anısını anlattı. Sonra S konferans veren kişi doğacını denedi. Dü dahil oldu, sonra H ben de dahil oldum onlara. Uzaktan görüp selamlaşma diye bir konsept çıktı, çalıştık. De da dahil olunca selamlaşma-uzun zamandır görüşmüyorlar gibi samimi- doğacından güzel malzemeler çıktı. Fehmi oyunun bir yerinde kullanılabileceğini söyledi. Ardından birisiyle ilgili çok komik bir anıyı anlat(ama)ma doğacı yapıldı. Fehmi bu kısma “eşşeği bağlasak güler!” diye yorum yaptı.

Yine ufak bir aradan sonra De ve ben sahnede çay içtik. Buradan da oyun aradık. Enteresan şeyler çıktı. Şu temel felsefe epey kafamı açtı: “sahnede çok basit bir eylemin var; mesela, çay içtiğin bardağı masaya bırakmak(A noktasından B noktasına giden çizgi ). Bu eylemi bir türlü gerçekleştirememek başlı başına bir oyun olabilir. Bu iki nokta arasında sahnede sonsuz olay yaşanabilir. Fehmi, doğacın ardından bu şekilde bir konsept altında herkesin tek kişilik, iki kişilik oyunlarının olabileceğini söyledi. Ben de kendi kendime “evet lan!” dedim. Lö enteğresan :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder