Yeni bir çalışma alanı. Önce salona ısınarak
başladık, volkan yarım saat sonra katıldı. Derya çalışmaya gelemedi. Fehmi son
çalışmadan sonra oyunun kurgusuyla ilgili aklına gelen tasarıyı anlattı:
seyirci alınırken herkes bir şeyle uğraşmaktadır kendi dünyaları içinde. Başından
sonuna bir hikayeleri olacak yani oyuncuların, belki sonunda da tekrar başa
dönecek oyun.
Artık çalışmaya başlayınca; bedenlerin birbirini daha iyi tanıdığını hissediyorum. Teker teker diğer bedenlerle kurduğum ilişkilerin renginin farklılaştığını, her birine has ilişkiye girme biçimlerinin oluştuğunu gözlemliyorum hem kendimde hem diğerlerinde.
buraya yazarken gözlemleri hemen bir çıkarım, teori ya da argümana dönüştürmemek lazım. Olabildiğince basit bir dille yazmalı.
Artık çalışmaya başlayınca; bedenlerin birbirini daha iyi tanıdığını hissediyorum. Teker teker diğer bedenlerle kurduğum ilişkilerin renginin farklılaştığını, her birine has ilişkiye girme biçimlerinin oluştuğunu gözlemliyorum hem kendimde hem diğerlerinde.
buraya yazarken gözlemleri hemen bir çıkarım, teori ya da argümana dönüştürmemek lazım. Olabildiğince basit bir dille yazmalı.
Bugün kendimi sürekli bir ritim içinde
devindirmeye çalıştım. Sanırım işe yarıyor. Oyunun hikaye olarak “hiçbir şey”
üzerine kurulacağını iddia edince bedenlerin ritim içinde hareket etmeyi
içselleştirmesi bu aşama için en önemli ilerleme-imiş.
Fransız Kültür’de çıkan malzemeyi tekrardan denedik. Fehmi, tekrar yapmamıza rağmen parlak anların arttığını söyledi. Sanırım doğru ritmi yakalayınca oldu. ama her seferinde o “tek eylemin” hakkını vermek şartıyla; tek, net ve ritim içinde.
Fransız Kültür’de çıkan malzemeyi tekrardan denedik. Fehmi, tekrar yapmamıza rağmen parlak anların arttığını söyledi. Sanırım doğru ritmi yakalayınca oldu. ama her seferinde o “tek eylemin” hakkını vermek şartıyla; tek, net ve ritim içinde.
Şimdiye kadar çıkardığımız ve içinde parlak
anların olduğu tekil doğaçları arka arkaya bağlamaya çalıştık. Fehmi,
inandığımız zaman o geçiş için ne yaparsak yapalım tuttuğunu ve işlediğini
belirtti. Daha da önemlisi, oyuncunun inanmak için dışsal, nedensel bir şey
bulmasına gerek yok; içinde bulunduğu dünyanın dinamiklerini kullanması
yeterli. Mikroskobik eylemler. Daha çok dürtü ve his boyutunda katalizörler.
Volkanın bize
katılması(doğaç). Önce ona sorular soruyoruz nerede olduğuna dair. Sonra hala
aynı kalıp kalmadığını kontrol etmeye başlıyoruz: “doktorlar sahnesi”, düzgünün
telaşlanması, şok aleti getirir, volkana uygular ve sahne kararır. Belki volkan
derya olur.
Köpürtme
101: diğeriyle ilgili komik bir anıyı anlat(ama)ma doğacında gülmekten
yerlere yatıp kasık ağrısından gülüşün söndüğü bir anda birinin çok ciddi bir
şey anlatacakmış gibi kalkıp, öne gelip bir anda tekrardan komik hikaye
anlatmaya başlaması.
Çalışmanın son kısmında volkan ve seza’nın doğacı. İlk yaptıkları şeyin kalitesi çok
iyiydi. Birbirlerini çok iyi dinlediler ve tamamladılar. sahnede sürekli küçük
eylemler gördük ama birbirlerine o kadar “olağan” bağlandılar ve oyuncular bunu
o kadar “kendiliğinden” yaptılar ki; çok güçlüydü. Geçen çalışmada Düzgün’ün
clownunun parladığını gördükten sonra bugün de böyle bir sahne izlemek
gerçekten projenin geleceğine dönük çok umutlandırıcıydı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder