Epeydir düzgün
bir prova almakta zorlanıyoruz. Derya ve Seza’nın prova süreçleri başlayınca
bir de arada Fehmi’nin Çanakkale’ye gitmesi gerekince uzun bir süre
buluşamadık. Gerçi tüm bunlara rağmen koşullar ayarlanabilirdi ama akşamları
çalışabilecek bir mekan bulmak zor. Çözüm olması adına Fehmi bir gün Fransız
Kültür’de bir sınıfı ayarladı. Orada çalışınca Düzgün bu büyüklükte bir mekanı
olduğunu söyledi. Bugün de o mekanda ilk çalışmamızı yaptık. Derya ve Seza
katılamadılar. Şimdilik akşamları çalışabilecek bir mekanımız var diyelim.
Toplu bir
çalışma olmadığı için sahnelere esaslı bir müdahale etmek güç. Ancak üçümüz
beraber olduğu yerleri daha nasıl analiz edebiliriz diye çalışabildik. Ama
hiçbir şey yapılmasa da bir araya gelip oyundan konuşmak, takılmak bile bence
oyunun bizdeki varlığını devam etmek, unutmamak adına önemli.
Öte yandan
teknik meseleleri konuştuk. Oyun üstyazıyla oynanacak. E ne de olsa Fransızlara
hitap eden bir yer. Fehmi, bunun bizim için iyi olacağını söylüyor. Fransız
seyircisi bu tarz oyunlara daha alışkın olduğu için çabuk tepki verip bize
rahatlatabilirmiş. Kostüm ve aksesuar işlerini de 27 aralıktaki genel prova
öncesi halledelim istiyoruz.
Dediğim gibi
dört başı mamur bir prova alınmasa bile mesele üzerine konuşmak, olanları
tekrardan düşünmek de çok faydalı. Genel olarak birçok şeyden bahsettik ama
şöyle ufak notlar almışım:
-girişte sahne
nasıl olmalı? Sade bir salondansa her tarafın bembeyaz olduğu bir mekan mı
olsa? Tavanlardan yere kadar uzanan beyaz kumaşlar mesela. Çünkü sade bir
sahnede, getirdiğimiz aksesuarlar küçük kalıyor.
-bahsettiğimiz
bembeyaz dünyayı ışıklarla kuramaz mıyız? ya da fırlatılma sahneleri için mavi
ışık kullanılabilir mi?
-oyunun üzerinde durduğu yer: oyun öncesi(karakter)
hal, yalan yok biz ne duyduysak gördüysek seyirci de görüyor. sahnede güvenecek
bir şey bul(dürtü, hareket, bakış…) ve devam! Çok öyle derin nedenler arama!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder