Çarşamba, Aralık 18, 2013

12 Aralık Perşembe / Yapım 13 (Düzgün'ün Mekanı)

Epeydir düzgün bir prova almakta zorlanıyoruz. Derya ve Seza’nın prova süreçleri başlayınca bir de arada Fehmi’nin Çanakkale’ye gitmesi gerekince uzun bir süre buluşamadık. Gerçi tüm bunlara rağmen koşullar ayarlanabilirdi ama akşamları çalışabilecek bir mekan bulmak zor. Çözüm olması adına Fehmi bir gün Fransız Kültür’de bir sınıfı ayarladı. Orada çalışınca Düzgün bu büyüklükte bir mekanı olduğunu söyledi. Bugün de o mekanda ilk çalışmamızı yaptık. Derya ve Seza katılamadılar. Şimdilik akşamları çalışabilecek bir mekanımız var diyelim.
Toplu bir çalışma olmadığı için sahnelere esaslı bir müdahale etmek güç. Ancak üçümüz beraber olduğu yerleri daha nasıl analiz edebiliriz diye çalışabildik. Ama hiçbir şey yapılmasa da bir araya gelip oyundan konuşmak, takılmak bile bence oyunun bizdeki varlığını devam etmek, unutmamak adına önemli.
Öte yandan teknik meseleleri konuştuk. Oyun üstyazıyla oynanacak. E ne de olsa Fransızlara hitap eden bir yer. Fehmi, bunun bizim için iyi olacağını söylüyor. Fransız seyircisi bu tarz oyunlara daha alışkın olduğu için çabuk tepki verip bize rahatlatabilirmiş. Kostüm ve aksesuar işlerini de 27 aralıktaki genel prova öncesi halledelim istiyoruz.
Dediğim gibi dört başı mamur bir prova alınmasa bile mesele üzerine konuşmak, olanları tekrardan düşünmek de çok faydalı. Genel olarak birçok şeyden bahsettik ama şöyle ufak notlar almışım:
-girişte sahne nasıl olmalı? Sade bir salondansa her tarafın bembeyaz olduğu bir mekan mı olsa? Tavanlardan yere kadar uzanan beyaz kumaşlar mesela. Çünkü sade bir sahnede, getirdiğimiz aksesuarlar küçük kalıyor.
-bahsettiğimiz bembeyaz dünyayı ışıklarla kuramaz mıyız? ya da fırlatılma sahneleri için mavi ışık kullanılabilir mi?
-oyunun üzerinde durduğu yer: oyun öncesi(karakter) hal, yalan yok biz ne duyduysak gördüysek seyirci de görüyor. sahnede güvenecek bir şey bul(dürtü, hareket, bakış…) ve devam! Çok öyle derin nedenler arama!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder