Çok kritik
olduğunu düşündüğüm iki çalışmaydı. Yarın Fransız Kültür’de olacağız. 50
dakikalık “oyunumuzu” yarın gösteriyoruz. Artık oyunumuz diyebiliyorum; çünkü
bugün oynarken neredeyse hiç boşluk hissetmedim. Yani, sahnede her an tutunacak
bir şeyler az çok bulabiliyoruz. Artık oynarken, “normal” bir oyun oynuyormuş
gibi rahat davranabiliyoruz. Bunu oyunun bedenimde karşılık bulması olarak da
ifade edebiliriz.
Dün,
oyunun başından “tiranlara” kadar olan kısmı temizledik. Bugün de tiranlardan
oyunun sonuna kadar olan yeri. Sadece aradaki “konferansa hazırlık” kısmı
kaldı. Onu da ancak Fransız Kültür’de çalışabileceğiz diye bıraktık.
Bu iki
günde ayrıca kostümle ilgili netleşmeye çalıştık. Bu insanlar sanki farklı
dönemlerden geliyormuş gibi bir fotoğraf çıkabilir mi: kimi Kızılderili, kimi
Fransız Beyefendisi gibi… Ben, böyle bir şey düşüneceksek de altını çizmeyelim
dedim. İzleyen görünce hemen “aa.!” dememeli ama oyundan belki çıkınca
parçaları birleştirdiğince böyle bir ihtimal aklına gelmeli. Kostüm konusunda
benim dışımda az çok kimin ne giyeceği belirlendi.
Bugün final
kısmını çalışırken ilginç bir şey oldu. “Ahmet’in gelişiyle” başlayan
garipleşme durumu sanki başlangıçtaki “atılma halini” yeniden çağırdı ve sanki
oyun tamamlandı hissi oluştu. Şimdilik finali burada tutmayı düşünüyoruz. Bu durumda
sonrasında oluşan “kaos halini” nasıl yaratabiliriz sorusu ortaya çıkıyor ama
zaten “oyunu” bir sabitleyelim, bunun içinde de genişlemeye gideriz diye konuşuyoruz.
Fehmi, oyun müziklerini de buldu. Hepimiz çok sevdik.
Fehmi’nin
dediğine göre aslında yarın kaba anlamda oyunu ilk defa göstereceğiz. Benim
için bu yeni bir şey. Yani, oyunu belirleyip onun içinden yeniden genişletme
aramak. Zaten başından beri galiba süreç böyle gelişti. Önce içinde
eğlendiğimiz bir şeyler bulup canlı olan bu şeylere yaslanarak oradan daha
derinlere inmek. Belki bu tarz bir oyunu da başka türlüsü kaldırmazdı diye
düşünüyorum. Yani, hep söylediğimiz gibi güdüler, itkiler üzerine kurulu bir
oyun olduğu için anda yakaladığımızı kaybetmeden ve onun üzerine basarak bir
yere çıkmak. Sanki oyun şu sadelikte kalacak en sonunda(en azından idealde):
nötr durum üzerine koyulmuş anlık itkiler. Tıpkı şey gibi, çok iyi bir müzik icracısının bize dışarıdan sanki
aynı şarkıyı çalıyormuş gibi gözükse de her akşam farklı bir icra
gerçekleştirmesi gibi; notaların kaybolduğu geriye sadece icracının “ruh haline”
göre oluşan nüansların kaldığı.
O yüzden de oyunu çok sık ve düzenli oynayalım
istiyorum. Umarım düzenli prova alabilmeyi bir şekilde başarırız, oyunla ilgili
tek korkum artık sadece bu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder