Sabah, konferansa hazırlık
sahnesine bakıldı. Aksesuarlar hangi sırayla gelmeli, ritm hızlı olmalı.
Getirdiklerimiz bir atmosferin oluşması için yeterli olmadığı için Fehmi
Seza’dan en baştan aşağıya inip sanki 20 kişiyle iş yapıyormuşçasına bir
tavırla o atmosferi yaratmasını istedi.
Sanki Seza kendi dünyasında o olayı öyle yaşıyormuş gibi. Çalışmanın arkasından
bir kere akış aldık. Fehmi, gece uyuyamamış. Bu arada da oyunun sonuyla ilgili
şöyle bir şey gelmiş aklına: bu bedenler kaybolur ve başka bedenler tekrardan
yaratılır. Bu bedenlerin “oyunu” bitince yeni bedenler yaratılır. Yeni biri
girer, sonra ikinci yeni biri ve ışık kapanır...peki bu insanlar nasıl
kaybolur, sondaki o gir-çıklar nasıl bir kayboluşa dönüşebilir?
Öğlen arası kendimize bir kıyak
geçip balık lokantasında mükellef bir yemek yedik. Benim için yorgun haftanın
en büyük tesellisiydi. Saat 13.30 da Fehmi’nin arkadaşı Selen’e bir akış
gösterdik. Fehmi, yukarıda ışıkları ve sesi ayarladı. Epey düşük ve kötü bir
akıştı. Akışta güzel olan şey gayb alemden çağrılan Ahmet’in gerçekten
gelmesiydi.. Fehmi, düşük oynamamıza rağmen artık oyunun belli bir temel
seviyenin altına inmediğini ve en önemlisi teatral bir dünya kurulduğunu
söyledi. Yani; sahnede sadece eğlenen oyuncular değil kendi dünyalarında
devinen bedenler görüyoruz. Şöyle ufak notlar almışım:
-ASILI KAL
-Clown dünyasına “normal”
insanları yerleştiriyoruz
-Büyük nedenler tamam, artık
nüanslar üzerine çalışmak lazım. Bir cümleyi belki de 10 parçaya bölmek gerek
-Nefes alın. Evet bir şeyleri
fiksledik ama yine GÖR, DUY hep yeniden KEŞFET
Saat 16.45 Fehmi’nin 2 arkadaşı
daha eklendi. Bu sefer, başlangıç iyi başladı ama sonlara doğru yorulduk sanki
sahnede. Sonrasında erken çıktığım için çıkışta neler konuşuldu tam
bilemiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder