Perşembe, Aralık 19, 2013

18 aralık Çarşamba / Fransız Kültür Merkezi

Sabah, konferansa hazırlık sahnesine bakıldı. Aksesuarlar hangi sırayla gelmeli, ritm hızlı olmalı. Getirdiklerimiz bir atmosferin oluşması için yeterli olmadığı için Fehmi Seza’dan en baştan aşağıya inip sanki 20 kişiyle iş yapıyormuşçasına bir tavırla o atmosferi  yaratmasını istedi. Sanki Seza kendi dünyasında o olayı öyle yaşıyormuş gibi. Çalışmanın arkasından bir kere akış aldık. Fehmi, gece uyuyamamış. Bu arada da oyunun sonuyla ilgili şöyle bir şey gelmiş aklına: bu bedenler kaybolur ve başka bedenler tekrardan yaratılır. Bu bedenlerin “oyunu” bitince yeni bedenler yaratılır. Yeni biri girer, sonra ikinci yeni biri ve ışık kapanır...peki bu insanlar nasıl kaybolur, sondaki o gir-çıklar nasıl bir kayboluşa dönüşebilir?
Öğlen arası kendimize bir kıyak geçip balık lokantasında mükellef bir yemek yedik. Benim için yorgun haftanın en büyük tesellisiydi. Saat 13.30 da Fehmi’nin arkadaşı Selen’e bir akış gösterdik. Fehmi, yukarıda ışıkları ve sesi ayarladı. Epey düşük ve kötü bir akıştı. Akışta güzel olan şey gayb alemden çağrılan Ahmet’in gerçekten gelmesiydi.. Fehmi, düşük oynamamıza rağmen artık oyunun belli bir temel seviyenin altına inmediğini ve en önemlisi teatral bir dünya kurulduğunu söyledi. Yani; sahnede sadece eğlenen oyuncular değil kendi dünyalarında devinen bedenler görüyoruz. Şöyle ufak notlar almışım:
-ASILI KAL
-Clown dünyasına “normal” insanları yerleştiriyoruz
-Büyük nedenler tamam, artık nüanslar üzerine çalışmak lazım. Bir cümleyi belki de 10 parçaya bölmek gerek
-Nefes alın. Evet bir şeyleri fiksledik ama yine GÖR, DUY hep yeniden KEŞFET
Saat 16.45 Fehmi’nin 2 arkadaşı daha eklendi. Bu sefer, başlangıç iyi başladı ama sonlara doğru yorulduk sanki sahnede. Sonrasında erken çıktığım için çıkışta neler konuşuldu tam bilemiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder